Kategori arşivi: NASIL YAPILIR ?

Kendi sitenizi kendiniz yapmak isterseniz Hazır kodlama siteleri burada

Kendi Kendine Programlama Öğrenmek İsteyenler İçin En İyi İnternet Siteleri!

Programlama öğremek artık eskisi kadar zor değil. İnternette birçok kaynak mevcut. Ama kaynakların ötesinde, doğrudan kodlama yaparak öğreten ve videolarla da destekleyebilen platformların varlığı; kendi kendine programlama öğrenmek isteyenlerin işini kolaylaştırıyor. İşte bunun için en iyi internet siteleri.

1- Free Code Camp

Free Code Camp aslında bir online topluluk ve kodlama öğreten ücretsiz bir platformdur. Bu sitede HTML, CSS, Javascript, JQuery gibi temel web teknolojilerinden veri tabanı programlamaya; temel algoritma bilgisinden ileri algoritmaya dek birçok alanı kodlama yaparak öğrenme imkanınız var. Takıldığınız yerde online topluluğa sorular sorabilir, kar amacı gütmeyen kuruluşlar için web siteleri yaparak kodlama öğrenebilirsiniz. Buradan siteye ulaşabilirsiniz.

2- Codecademy

Code Academy, size kod yazarak öğrenme imkanı sağlayan çoğu ve önemli kısımları ücretsiz olan bir platform. PHP’den Ruby’e, Python’dan Java’ya dek birçok öğrenme seçeneğiniz mevcut. Codecademy ile programlama öğrenerek, yeni bir kariyere başlayabilirsiniz. Buradan siteye ulaşabilirsiniz.

 

3- TeamTreeHouse

 

 

Teamtreehouse, kapsamlı bir öğrenme platformudur. Sizlere öğrenmek istediğiniz teknolojiyi, -örneğin Python video dersler şeklinde ufak paraçalar halinde sunmaktadır. Her dersten sonra ufak problemler vererek bunları çözmemizi beklemekte, bu sayede yazmayı öğreneceğimiz programlama dilini bizlere adım adım öğretmektedir. Aylık ücreti bireysel planda 25 dolar, yıllık ise 250 dolardır. Ayrıca 7 günlük ücretsiz deneme sürümünü kullanabilirsiniz. Buradan siteye ulaşabilirsiniz.

4- Code School

Code School da Teamtreehouse gibi bir hizmettir. Ancak biraz daha az kapsamlısıdır. Aralarında bir kıyaslama yapacak olursak, Teamtreehouse’dan daha az kapsamlı olmasına rağmen özellikle Ruby, Javascript ve Front-End geliştirme derslerinde çok çok daha iyidir. Ayrıca platform olarak kod yazarak öğrenmeye daha uygun ve videoları daha eğlencelidir. Fiyatı; aylık 29 dolar, yıllık 228 dolardır. Buradan siteye ulaşabilirsiniz.

 

 

Hem oyun oynayın hemde para kazanmak istemez misiniz ?

Oyun oynayarak nasıl para kazanılır?

Oyun oynayarak para kazanmak birçok kişinin hayalidir. Peki bunu nasıl, hangi mecralarda yapabilirsiniz? Fırsatlar, zorlukları ve potansiyel gelir elde etme yöntemleri nelerdir? İşte bu soruları cevapladık.

Kariyer seçerken verilen nasihatlerden biri şudur: “Hayatın boyunca hiç çalışmak istemiyorsan sadece sevdiğin işi yap!”. Bazıları bu durumu fazlasıyla ciddiye almış olacak ki, günümüzde yalnızca bilgisayar oyunu oynayarak geçimini sağlayan kişiler mevcut. Ancak bu durum size kolay yoldan para kazandıkları izlenimini vermesin! Çünkü oyun oynayarak para kazanmak, bir oyunda ustalaşmak gerçekten çok zor. Haliyle bu durum, oyun oynayarak para kazanan kişiyi olimpiyatlarda yarışmak için saatlerce çalışan bir sporcu gibi çalışmak zorunda bırakıyor. Ancak bu, yöntemlerden sadece biri. Canlı yayından oyun gazeteciliğine, rehber yazarlığından test uzmanlığına dek geniş bir alanda para kazanabilirsiniz.

1- Canlı Yayınlar

Canlı yayından para kazanmak için ya büyük bir kitleye sahip olmalı ya da küçük, fakat sadık bir kitleyi kendinize çekmelisiniz. Bu sayede bağış veya üyelik ücretiyle para kazanabilirsiniz. Günümüzde Twitch bu tarz işlerin yapıldığı en önemli site. Ancak Youtube Gaming de hızla büyüyor. Canlı yayın kitlesi kazanmak gerçekten çok zor. Ayrıca sadık kitle için çok sabırlı olmalısınız. Eğer bu işe gönül verdiyseniz, Open Broadcaster Software ile yayın yapmaya başlayabilirsiniz.

2- Rehberler

Yeni çıkan veya bir oyuna yeni başlamış kişiler için, bir oyun rehberi oluşturmak size para kazandıracaktır. İlk olarak bir site yapıp buradan reklam geliri elde edebilir, sonrasında PDF formatında e-kitaplar yazarak parayla satabilirsiniz. Rehber kitaplar oyun dünyasında gayet iş yapmaktadır. Ancak oyunu ayrıntılı bir şekilde oynayıp, güzel bir biçimde yazıya dökmelisiniz. İlk olarak popüler oyunlardan başlar, özellikle MMORPG oyunları için level rehberleri yazarsanız takipçi sayınız artacaktır.

3- Podcast ve Videolar

Günlük, haftalık veya aylık ses kayıtları veya oyun videoları çekerseniz bu şekilde reklamdan para kazanabilirsiniz. Ancak bu videolar, oyunlar hakkında kendi görüşlerinizi yansıtmalı. Karakterlerden bölümlere, ipuçlarından hilelere birçok konuya hakim olmalısınız. Video çekmenin zorluklarından biri prodüksiyon kalitesidir. Videolarınızı iyi editlemeli, video içeriğinin nasıl ilerleyeceğini planlamalı ve sıralı bir şekilde gitmelisiniz. Rastlantısallığı ne kadar azaltabilirseniz o kadar iyidir.

4- Oyun Turnuvaları ve Rekabet

Eğer bi e-spor müsabakasına katılabilecek kadar iyiyseniz, yaşam boyu size yetecek parayı kazanabilirsiniz. E-spor müsabakalarında PvP turnuvalarının galibine verilen ödüller genelde yüksek meblağlar oluyorlar. Popüler bir oyunda ustalaşırsanız bu turnuvalara katılıp büyük ödüle gözünüzü dikebilirsiniz. Ancak oyunu gece gündüz oynamalı, bütün ipuçları ve hilelere hakim olmalı ve sonunda da yaratıcı olarak kendi tarzınızı geliştirmelisiniz.

5- Oyun Gazeteciliği

Tek bir oyun, tür veya alan hakkında haberler yazarak para kazanabilirsiniz. Kendi sitenizi yaparak Patreon gibi yerlerde bağış toplayabilir veya var olan bir oyun dergisi/sitesi için çalışabilirsiniz. Bunun için alanınızı sıkı sıkıya belilemeli ve onun üzerine gitmelisiniz. Ancak unutmayın, gazetecilikte ciddi anlamda rekabet mevcut. Bunun için iyi yazmalı, iyi takip etmeli, iyi okumalı ve orjinal olmalısınız. Oyun sitelerindeki iş ilanlarına bakın ve örnek yazılar yazın. Bu yazılarla birlikte CV’nizi gönderin. İlk olarak ücretesiz veya ufak ücretlerle gönüllü olarak çalışın. Devamı gelecektir.

6- Oyun Testi Yapmak

Oyunların geliştirme aşamasında birçok teste tabi tutulması gerekir. Henüz piyasaya tam olarak çıkmamış oyunlarda geliştiricilerin bakmanızı söylediği açıkları arayıp bulmak, bunları döküman olarak hazırlamak gibi bir pozisyon olan test uzmanlığı pek de kolay değil. Hataları bulmaya yatkın bir zihniniz olmalı. Eğer bu pozisyona talipseniz; PlaytestCloud, BetaFamily ve benzerleri gibi sitelerden kendinize pozisyonlar bakabilirsiniz.

Pırlanta sertifikası ne anlama gelir?

Pırlanta Sertifikasyonu nedir ?

“Premium” olarak tanımlanan pırlantalar, sektörün uzmanları tarafından da aynı şekilde değerlendirilenlerdir. Örneğin yuvarlak kesimli pırlantaların kesimleri İdeal Kesim ölçülerine eşit olmakla beraber, AGS İdeal Kesimlerine oranla fiyatları daha uygundur. Pırlantalarımız maksimum parlaklık ve ışıltıyı verecek şekilde hazırlanmış ve işin uzmanları için gerçekten paranın satın alabileceği en iyi şeylerden biri olarak kalitelerini korumaktadırlar.

Pırlantanızın tarafsız bir laboratuardan alınmış sertifikalı olması elbette oldukça faydalı ve değerlidir. Ancak, karat ağırlığı, şekli, rengi ve berraklığı aynı olan pırlantaların fiyatlarının farklı olabildiği gerçeğini de göz önünde bulundurmanız gerekir. Renk ve berraklık dereceleri Amerikan Gemoloji Enstitüsü tarafından belirlenmiştir. Tüm laboratuarlar bu birimi kullansa da standartlar farklı olabilir.Laboratuarların bir pırlanta için belirleyeceği renk ve berraklık derecesi birbirinden farklı olabilir. Bunun için aynı sertifikaya sahip pırlantaların fiyatlarını karşılaştırmanızı tavsiye ederiz. Pırlantaya değer biçimi esasen göreceli bir iştir ve değeri biçenin takdirindedir. Fiyat doğrudan renk, berraklık ve kesime bağlı olarak belirlendiği için doğru ve dürüst derecelendirme önemlidir.

  • Pırlanta sertifikası ne anlama gelir? 

    Pırlanta sertifikası, o pırlantayla ilgili her şeyi belirtir. Pırlanta sicili ve derece raporu olarak da bilinen sertifika, pırlantanın 4C’si olarak belirttiğimiz özelliklerin tümünü gösterir. Pırlantanın kalite parametrelerini müşterilere daha belirgin kılmak ve anlaşılır kılmak için genellikle sertifikalara o pırlantayı ve iç özelliklerini gösteren bir diyagram da eklenir.

  • Pırlanta sertifikası ve derece raporu veren bağımsız laboraturlar

    Günümüzde, az sayıda taşbilimi laboratuvarı bulunmaktadır. Aşağıda listesini bulabilirsiniz

    • GCAL: Değerli Taş Sertifika ve Teminat. Laboratuvarı GCAL derecelendirme standartları konusunda oldukçta titizdir. Laboratuar, kullandığı standartlardan o kadar emindir ki, onay verdiği pırlantalar üzerinde kusur bulan müşterilere paralarını geri verme sözü sunar.
      Web adresi: http://www.gemfacts.com/
    • GIAAmerikan Taşbilimi Enstitüsü, dünya çapında bir pırlanta derecelendirme çizelgesi oluşturmasıyla bilinir. Bu enstitünün verdiği sertifika kendi alanının en eski ve iyisi olarak kabul edildiği için mücevharatçılar tarafından önem verilir.
      Web adresi: http://www.gia.edu/
    • IGI – Uluslararası Taşbilimi Enstitüsü 1975 yılında Antwerp’te kurulmuştur. Enstitü, New York, Mumbai, Tokyo ve Bangkok’ta kurduğu laboratuarlarındaki sıkı derecelendirme kurallarıyla bilinir.
      Web adresi: http://www.igiworldwide.com/
    • AGS: Merkezi, Amerika- Nevada’da olan Amerikan Mücevher Kurumu, katı derecelendirme standartları olan kuruluşlardan biridir.
      Web adresi: http://www.americangemsociety.org/
    • EGL: Avrupa Taşbilim Laboratuarı, Johannesburg, New York, Antwerp, Paris, Londra, Seul ve daha birçok şehirde laboratuvarları bulunan bir kurumdur.
      Web adresi: http://www.eglusa.com/
    • HRD (Hodge Raad Voor Diamant): İsmi “Pırlanta Yüksek Kurulu” anlamına gelen kurumun merkezi Antwerp’tedir. Kurum, Belçika’nın pırlanta pazarının bir nevi temsilcisi rolündedir.
      Web adresi: http://www.hrd.be/

Pırlanta İyileştirmeleri işlemleri

Pırlanta İyileştirmeleri

Pırlanta iyileştirmesi, kesimi ve cilası yapılmış taşın gemolojik özelliklerini iyileştirmek için uygulanan işlemler bütünüdür. Kimi mücevheratçılar, berraklığını arttırmak ve diğer bazı özelliklerini iyileştirmek için lazer delme yöntemiyle pırlantalara işlem uygularlar ve bunun sonucunda o pırlantaları daha yüksek fiyata satarlar. Bu yüzden Amerikan Federal Ticaret Komisyonu, mücevheratçıların müşterilerine mücevher üzerinde yapılan her türlü işlemi bildirmeleri gerektiği kuralını getirmiştir.

Üzerinde iyileştirme yapılmış pırlantalar, doğal ve iyileştirme yapılmamış pırlantalar kadar değerli olmadığı için, büyük indirimler üzerinden ticaretleri yapılmaktadır. Bu yüzden, eğer yüksek kalitede bir mücevher istiyorsanız, %100 doğal olan pırlantalara yönelmeli ve iyileştirme yapılmamış pırlanta istediğinizi belirtmelisiniz. Mücevharatçıların pırlantalar üzerinde yaptığı bazı işlemleri aşağıda sizin için belirtmeye çalıştık.

  • Beyazlatma: Pırlantalara yapılan beyazlatma işlemi, taşın parlak bir renk almasını sağlar. Bu işlemle, taş renksiz pırlantaların görünümüne bir nebze de olsa kavuşturulur.
  • Gamma / Elektron Işınlama: Bu işlemde, pırlantalar gamma ışınları veya elektrona tabi tutulurlar. Bu işlem pırlantanın renk kalitesini değiştirmek için yapılır.
  • Isıtma: Pırlanta yüksek ısıya maruz tutularak ısıtma işlemi yapılır. Bu teknikle taşın renk ve berraklık özelliklerinin iyileştirilmesi hedeflenir.
    2121
  • Dolgu: Pırlantaların çoğunun, çeşitli sebeplere bağlı olarak yüzeylerinde çatlaklar olabilir. Dolgu tekniğinde, bu çatlak ve boşluklar plastic veya camla doldurulur. Bu işlem ayrıca pırlantanın dayanıklılık gücünü artırmayı sağlar.  Ama elbette profesyonel bir taşbilimci ışık vurduğunda bu dolguları çok rahat fark edebilir.
  • Lazer: Lazer, en sert cisimlere bile nüfuz edebilen güçlü bir ışındır. Lazer tekniğiyle, pırlantanın kalitesini düşüren inklüzyonlara müdahele edilir. Özellikle belirgin siyah inklüzyonlar söz konusu olduğunda bu işlem yapılır.
  • Yağlama / Reçine İnfüzyonu: Bu işlemle pırlantanın en kaliteli görüntüye kavuşması hedeflenir. İnfüzyon tekniğiyle, pırlantanın yüzeyindeki oyuklar paraffin, reçine, yağ gibi renksiz maddelerle doldurulur.
  • Işınlama: Işınlama yöntemiyle, taşın renginin değiştirilmesi amaçlanır ve taş renksize yakın veya renksiz taş görüntüsüne kavuşturulur. Bunun için pırlantaya nötron tatbik edilir. Buna ilaveten ısıtma yöntemiyle de renk açma işlemi daha da güçlendirilebilir.

Pırlanta Hakkında – Pırlanta Özellikleri

Pırlanta yüzük veya ve pırlanta almadan önce, onları iyi tanımak gerekir. Bilmeniz gereken en önemli terim de 4C olarak belirtilen özellikler, yani Kesim (Cut), Berraklık (Clarity), Renk (Colour) ve Karat Ağırlığı’dır (Carat). Bunların dışında yine kemer, taban, bakım gibi konular hakkında da bilgi sahibi olmak gerekiyor. Web sitemizde pırlantaya dair öğrenmek istediklerinizi bulabilir, böylece kendiniz ve sevdikleriniz için doğru tercihi yapabilirsiniz

  • Kesim
    Pırlantanın kesimi onun gerek estetiği gerek kıvılcım olarak tabir ettiğimiz ışıltısını artırmak açısından oldukça önemlidir. Pırlanta almak isteyenlerin yaptığı hatalardan biri şekil ve kesimi aynı zannetmeleridir. Kesim; simetri, açı ve oranın dikkatli olarak hesaplanarak, pırlantaya kıvılcımını veren bir özellikken, şekil kişisel tercihlere bağlıdır. Pırlantanın kesimi, ışıltısını ve fiyatını belirleyen en önemli unsurlardan biridir.

    Profesyonel bir pırlanta kesimcisi, ışıltıyı maksimum oranda verecek şekilde kesimi yapar. Pırlantalar genelde her biri ışığı yansıtma özelliğine sahip 58 fasetli olarak hazırlanır. Kesimi iyi olmayan bir pırlanta, ışıltıya da sahip olmayacaktır. Aşağıdaki imajlardan da kesimin nasıl olması gerektiğini görebilirsiniz.

    • 1) Doğru oranlarda kesilmiş pırlantanın bir yüzeyinden giren ışık diğer yüzeyinden yansır ve dağılarak “taç” denilen üst kısmından yayılır.
    • 2 ) Kesim çok derinse, ışığın bir kısmı pırlantanın “külah” olarak adlandırılan alt kısmından kaçar.
    • 3 ) Kesimin yeterince derin olmaması da ışığın külahtan kaçmasına yol açar ve pırlantanın yeterince parlamamasına neden olur.
  • Renk
    Pırlantanın 4C’lerinden biri olan Renk de (Colour) belirleyici bir özelliğe sahip. Renk, pırlantanın kalitesini de belirlendiğinden oldukça önemlidir. Pırlanta almadan önce, temel renk bilgilerini öğrenmek, doğru seçimi yapmak açısından faydalı olacaktır. Yapısıyla oynanmamış ve kesimi iyi yapılmış pırlanta, arada renk geçişleri olmadan tamamen renksiz olacaktır.

    Pırlantanın renk skalası renksizden açık sarıya doğru gider. Bir pırlantayla diğeri arasında renk olarak belli belirsiniz bir fark vardır. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki pırlantanın rengi oluşumdan kaynaklanır ve doğal yapısından ileri gelen kusurlar rengi etkiler. Yeraltından çıkarılan pırlantaların çoğu, renk skalasında normal olarak kabul edebileceğimiz ya sarı ya kahverengiye çalar. Sarı ve kahverengiye çalma durumu en yüksek olan pırlantalar “Fantazi” olarak adlandırılır. Bu tarz etkiler taşımayan ve tamamen renksiz olan pırlantalar son derece pahalıdır. Aşağıda pırlantaların renk tanımlamalarını görebilirsiniz.

    • D-F: Renksiz aralıktaki pırlantalardan olup en nadir ve tüm renkler içinde en değerli olanlarıdır.
    • G-J: Renksize yakın pırlantalardır. Bunlar beyaz ve sarı platin üzerine monte edildiklerinde tamamen renksiz görünürler.
    • K-M:  Belirgin olarak sarı veya kahverengimsi renkte olan pırlantalardır. Bunlar, özellikle nişan yüzüğü olarak tercih edilmemelidir.
  • Berraklık
    İnklüzyon ve leke olarak bilinen ve pırlanta‘ya görüntüsünü kazandıran  karakteristik özellikleri, pırlantanın berraklığını oluşturur. Berraklık, 4C’nin yapı taşlarından biridir. Pırlantadaki inklüzyonlar ya dış etmenler tarafından oluşur, ya da ufak çatlaklar gibi doğal yapısından gelen kusurlardır. Doğada çok az kusursuz pırlanta bulunur ve diğerlerine göre oldukça pahalıdır.

    Pırlantanın berraklığı, inklüzyonlarının sayısı, büyüklüğü, rengi, taşın neresinde olduğu ve görünürlülüğüne göre belirlenmektedir. Lekeler ve kirlilik de berraklığı etkileyen unsurlardır. Üzerinde leke ve büyük ölçüde inklüzyonu bulunmayan pırlantalar, ışığı en iyi şekilde yansıtacağı için kusursuz olarak nitelendirilir. Pırlantanın berraklığına 10x büyütmeli mercek altında bakılarak karar verilir. Aşağıdaki tabloda berraklık dereceleri belirtilmiştir:

    • Katmersiz: İçte veya dışta kusuru bulunmayan pırlanta durumu.
    • İçte katmersiz: Pırlantanın iç kısmında kusuru bulunmama durumu. Bu tip pırlantaların bulunması oldukça zordur ve fiyatları yüksektir.
    • VVS1, VVS2 : Yok denecek kadar az inklüzyonlu pırlantalar. İnklüzyonların, 10x büyütmeli mercek altında bile görünmesi oldukça zordur.. Bu tip pırlantalar da oldukça değerlidir.
    • VS1, VS2: Çok az inklüzyonlu pırlantalar. İnklüzyonları çıplak gözle görülemez. VVS1 ve VVS2’lere göre daha ucuzdur.
    • SI1, SI2: Hafif inklüzyonlu pırlantalar.Bu inklüzyonlar, 10x büyütmeli mercek altında görülebilir düzeydedir. SI dereceli pırlantalar, satın almak için uygundurlar çünkü inklüzyonlar çıplak gözle fark edilmezler. Ayrıca VS2 ve üstü dereceli pırlantalar göre fiyatları daha uygundur.
    • SI3: Hafif inklüzyonlu pırlantalar. SI3, bir EGL derecesi olup GIA veya başka bir gemolojik enstitü tarafından tasdiklenmezler.GIA bu pırlantalara SI2 veya I1 sertifikası verir. SI3 pırlantalarının çıplak gözle görülemeyen siyah inklüzyonları veya çatlakları yoktur, fakat çıplak gözle seçilebilen beyaz ufak inklüzyonları olabilir.
    • I1: İnklüzyonlu pırlantalar. I1 berraklığındaki pırlantaların çıplak gözle görülebilen belirgin kusurları vardır. Eğer bütçeniz sadece I1 veya SI3 sertifikalı pırlanta almaya yetiyorsa, alacağınız ürünü çok iyi incelemenizi tavsiye ederiz.
    • I2, I3: İnklüzyonlu pırlantalar. Bu tür pırlantalardaki inklüzyonlar çıplak gözle görülebilir durumdadır. Ayrıca üzerlerinde siyah noktalar bulunan bu pırlantalar beyaz inklüzyolar ve çatlaklar arasından bulutlu bir görünüm sergilerler
  • Karat Ağırlığı
    Karat, pırlantanın ağırlığını gösteren ölçüdür. Alacağınız pırlantanın kesim, renk ve berraklığına karar verdikten sonra karat ağırlığına karar vermeniz gerekir. Elbette buna karar verirken bütçenizi göz önünde bulundurmalısınız. Pırlantalar, doğanın hediyesi olarak kabul edilirler ve büyüklük arttıkça fiyat da artmaktadır. Pırlantanın değeri karat ağırlına bağlı olarak artar. Buna göre, bir karat ağırlığındaki büyük parça pırlanta yüzük, daha küçük parça pırlantalardan yapılmış aynı karat ağırlığındaki bir pırlanta yüzükten daha pahalı olacaktır. Aşağıdaki tablo karat ağırlığının bir yüzük setinde nasıl farklılık gösterdiğini açıklamaktadır.

    Karat ağırlığına doğru karar vermek için bazı ipuçları

    • Doğru karat ağırlığındaki yüzüğü seçerken, karşınızdaki kişinin parmak yapısını, beğenisini, yüzüğün tarzını ve belki de en önemlisi bütçeyi göz önünde bulundurmak gerekir.
    • Öncelikle bütçenizi net olarak belirleyip, o fiyat aralığındaki pırlantalara bakmalısınız.
    • İkinci olarak, yüzüğü takacak kişinin parmak yapısı dikkate alınmalıdır. Eğer parmaklar uzunsa, karat ağırlığı küçük olan yüzük hoş durmayabilir, ya da kısa parmakta karat ağırlığı büyük bir yüzük uygun durmayacaktır.
    • Pırlanta yüzüğün dizimi de karat ağırlığıyla orantılı olarak seçilmelidir. Bu bağlamda uyumsuz tasarımlar, yüzüğün görünümünü kötü yönde etkileyecektir. Ayrıca, pırlantanın hangi dizim şeklinde daha iyi korunacağına bakmak gerekir.
    • Yüzüğü kullanacak kişinin günlük hayattaki aktiviteleri de yüzük seçimini etkileyen unsurlardır. Kişi, yoğun bir iş temposunda çalışıyor ve ağırlık içeren işler yapıyorsa yüzüğün darbe alma ihtimali olabilir.
    • Diğer bir önemli konu da yüzüğü kullanacak kişinin zevk ve tercihleridir. Doğru seçim yapabilmek için karşınızdakinin zevklerini anlamaya çalışmakta fayda var.

Yeni Elektrikli TIR’da Tek şarjla 1900 km

Yeni Elektrikli TIR’da Tek şarjla 1900 km

Elektrikli araç sektöründe Tesla’ya rakip çıktı: Nikola Motor Company

 elektrikli-tir-da-dev-adim-tek-sarjla-1900-km

Ünlü mucit Elon Musk, bundan yaklaşık 13 sene önce elektrikli otomobil girişiminde bulunarak adeta kendi kendine yeni bir sektör oluşturdu. Geçtiğimiz aylarda tanıtılan Tesla Model 3’ün ön sipariş rakamlarına bakacak olursak, bu girişimin oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca Model S ve Model X de insanlar tarafından oldukça iyi tepkiler aldı.

Bugünlerde ise Tesla Motors’a yeni bir rakip doğuyor. Nikola Motor Company ismi verilen firma, 2,000 beygir gücünde elektrikli bulunan ve 4 koltuklu sıra dışı bir TIR üretmenin planlarını yapıyor. Nikola One olarak adlandırılan araç, esasen ilk elektrikli TIR olma özelliğini taşımıyor. Fakat firma yetkilileri, kullanacakları 320 kWh ile 1300 ila 1900 kilometre arasında bir menzil hedefliyor. İşte tam dolu batarya ile hedeflenen bu menzil, bu aracı diğerlerinden ayırıyor.

Diğer taraftan bu Nikola One’ın gücünü tamamen elektrikten aldığını söyleyemeyiz. Zira elektrikle birlikte sıkıştırılmış yüksek teknoloji doğal gaz (CNG) türbini kullanılacak ve bu türbin, araç hareket halindeyken bataryaları şarj edecek. Tam dolu batarya ile bu denli yüksek menzilin hedeflenmesi işte bu yüzden. Yoksa 90 kWh batarya kullanılan Tesla Model S’in bile otomobil olmasına rağmen 450-500 kilometre menzili var. TIR’ların otomobillere göre kat be kat daha ağır olduğunu düşündüğümüz zaman, CNG olmadan bu menzilin sadece hayal olduğunu görüyoruz.

Nikola Motor Company’nin diğer projesi ise 520 beygir gücünde ve 50 kWh bataryalı bir elektrikli off-road aracı. Nikola Zero olarak adlandırılan bu araç için hedeflenen menzil ise 160-250 kilometre arası.
Tabii bu bilgiler şimdilik öngörüden ibaret. Zira henüz ortada üretilen bir konsept veya prototip bile yok. 1,500 dolar depozito ile ön siparişi alınan Nikola One’ın satış fiyatı 375,000 dolar olacak. Off-road araç olan Nikola Zero’nun ise 42,000 dolardan satılacak. Seri üretime ne zaman geçileceği ise henüz bilinmiyor.

Elektrikli TIR projesi oldukça sıra dışı görünüyor. Fakat fiyatının yüksek olması, müşterileri oldukça düşündürecektir. Ayrıca bir başka eleştiri noktası da özgün bir isim tercih edilmemiş olması. Zira Tesla Motors’un adını, ünlü elektrofizik uzmanı Nikola Tesla’dan esinlenerek aldığı herkes tarafından biliniyor. Anlaşılan Nikola Motor Company isim konuda oldukça kolaya kaçmış…

Makro fotograflardan objelerin ne olduğunu bakalım bulabilecekmisiniz?

Bildiğiniz gibi makro çekim Dslr fotoğraf makineleri ile makro lens veya lens ters aparatı ile çekiliyor fakat o kadar farklı bir şeydir ki makro çekim çektiğiniz objeyi dahi tanıyamaz duruma gelebiliyorsunuz.

Herhangi bir obje mesela meyve portakal mandalina makro çekiminde şaşıracaksınız. buyrun izleyelim

Çipli Kimlik Kartlarına Geçiş Hazırlığı Başladı

Nüfus cüzdanlarının yerini alacak “çipli kimlik kartları” için yasal düzenleme yapılırken, sistemin teknik altyapısına yönelik kapsamlı bir çalışma Başlatıldı.

Çipli kimlik kartları
Çipli kimlik kartları

 

Kolay taşınabilir, taklit, tahrif ve sahteciliğe imkan vermeyen, biyometri

kunsurlar da içeren kimlik kartlarına geçişe ilişkin Askerlik Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yeni bir aşamaya geçildi. Buna göre, Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda yer alan “nüfus cüzdanı” ibareleri “kimlik kartı” şeklinde değiştirilerek çipli kimliklere geçişin önü açıldı.

Sistemin teknolojik altyapısının oluşturulmasına yerli üreticiler ve onların kabiliyetleri de önemli katkılarda bulunuyor.

Ar-Ge faaliyetlerini ODTÜ Teknokent bölgesinde yürüten UDEA Elektronik, bu çabaların bir parçası olarak tasarım ödüllü Milli Kart Okuyucu (Milko) geliştirdi.

Kamunun elektronik imza ihtiyacını karşılamak için üretilen Milko, aynı zamanda çipli kimlik kartlarını kolayca okuyarak ihtiyaç duyulan bilgilerin dijital ortama aktarılmasını sağlayacak.

Çipli kimlik kartlarına geçiş için öngörülen sürelerin yaklaşması ürün temini çalışmalarını hızlandırdı. Bu kapsamda, UDEA, 150 bin Milko siparişi aldı. Bunlardan 40 bini teslim edilirken, yoğun bir çalışmayla kısa süre içerisinde teslimatların tamamlanması hedefleniyor.

UDEA Üretim ve Planlama Müdürü Ferhan Mızrak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ürünün isminin Milli Kart Okuyucu’dan esinlenilerek Milko olarak belirlendiğini, yüzde 100 yerli tek akıllı kart okuyucu olduğunu söyledi.

Milko’nun şimdilik sadece e-imza kullananlar için hizmet verdiğini anlatan Mızrak, çipli kimlik kartlarına geçişle Milko’nun kart okuyucu olarak da işlev kazanacağını anlattı.

Mızrak, “Milko’yu muadillerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, hem SIM boyutundaki hem de kimlik boyutundaki kartları okuyabilecek olması” dedi.

İş ve işlemler kolaylaşacak

Yeni kimlik kartları dağıtıldığında sahada bunlarla ilgili elektronik işlem yapacak Kart Erişim Cihazı’na (KEC) yönelik çalışmalar da teknik altyapının hazırlanmasında önemli bir yer tutuyor.

KEC, yeni nesil elektronik kimlik kartları için TÜBİTAK BİLGEM tarafından geliştirilmiş özel bir kart okuyucu. KEC elektronik ortamda hizmet veren uygulamalar için kimlik kartının yetkili kurum tarafından verildiğini ve kartın gerçekten vatandaşa ait olduğunu elektronik imza altyapısını kullanarak doğrulayacak.

KEC’i üretecek firmalar, TÜBİTAK‘ta cihazların taşıması gereken özellikler ve standartlara ilişkin eğitimler alıyor. Eğitimlerin tamamlanmasının ardından yıl sonuna kadar bu cihazların da yetiştirilmesi planlanıyor. Bir POS cihazı gibi hizmet verecek bu cihazlarda hizmet alan ve veren tarafından kullanılabilecek iki kart girişi olacak. Tapuya gidildiğinde satışı yapanla satın alan, hastanede doktorla hasta bu okuyucu üzerinden işlem yapabilecek. Hizmetin niteliğine göre bazı yerlerde sadece hizmet alanın kartıyla işlem yapılması yeterli olacak.

Göz Renginizi Değiştirmeye Ne Dersiniz

Duyduğumuz da ilk bize de şaşırdık fakat kontak lensleri unutun Lazerli göz rengi değişimi ile geliyor. Lazer ile göz hastalıkları gidermenin yanı sıra göz rengi değişiminde de artık öne çıkmaya hazırlanıyor.

Göz Renginizi Değiştirmeye Ne Dersiniz yazısına devam et